Perşembe 23.5.2019
Üye Giriş
Kullanıcı:
Şifre:
Üye Olun Şifre Hatırlatma
Livanetarim Mühendislik Facebook Sayfası Livanetarim Mühendislik Twitter Sayfası Kıbele Organik Gübre Facebook Sayfası

• Dünya Gazetesi Tarım Sektörü Haberleri
• Dünya Gazetesi Gıda Sektörü Haberleri
• TZD Genel Başkanı Yetkin "Fındıkta gelecek yıl endişesi var"
• Dünya Gazetesi Madencilik Sektörü Haberleri
• Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu İle Protokol İmzalayan Bankalar
• IPARD On Üçüncü Başvuru Çağrı İlanı
Online Kullanıcı : 30
Toplam Ziyaretci : 381641
IP Adresiniz : 34.229.151.87

  ÜLKEMİZ TARIMININ YAPISI VE NİTELİKLİ TARIMSAL İŞLERDEKİ
MÜHENDİSLİK UYGULAMALARI
                Bilindiği üzere, ülkemizde tarım; nüfus, işletme yapısı, ekonomik büyüklük, rekabet gücü, girdi ve çıktılardaki alım ve pazarlama sıkıntıları, mülkiyet durumu, mekanizasyon ve tarım teknolojileri yoksunluğu gibi, birçok sorunların, hızla aşılması gereken bir sektör durumundadır. Arazi varlığı, iklim, ekosistemler, su kaynakları ve işgücü açısından düzenlenebilir pozitif öğelere sahip tarımsal yapımızın, gerek ülkesel gerekse de uluslararası sorunlarını hızla çözmesi ve radikal dönüşümler yaşaması kaçınılmazdır. Diğer taraftan, AB sürecinde, sektörel bazda, entegrasyonda ciddi sıkıntıların yaşanacağı bir sektör olacağı belli olmuştur. Bu nedenle, ülkemiz için öngörülen yazılı müktesebatın yaklaşık %40'ı tarıma ayrılmıştır. Oysa tarım, ilerleme raporundaki 35 maddeden sadece birisidir.

       Dünya Ticaret Örgütünün, 1995 yılındaki, Uruguay oturumunda ise; 2005 yılından itibaren örgüte üye ülkelerde, tarımsal ürünlerin serbest dolaşımı esas alınmış ve bu yıldan itibaren gümrük tarifelerinin minimize edilmesi yada tümden kaldırılması öngörülmüştür. Gümrük Birliği anlaşması ülkemiz tarafından da imza edilmiştir.

       AB Tarım politikalarına 1961 yılında topluluk içinde kurulan Ortak Tarım Politikaları Organizasyonu yön vermektedir.

       Tarım ve kırsal alan Türkiye'nin sosyo-ekonomik yapısında büyük yer tutmaktadır. Ülke nüfusunun %35'i kırsal alanda yaşamakta, tarımın istihdamdaki payı %34 gibi büyük bir rakama tekabül etmektedir. Tarımın GSMH'daki payı yıllar itibariyle sürekli azalarak bu gün %11.2'ye kadar gerilemiştir. Ekonomik süreç içinde bu beklenen bir durumdur. 1 Mayıs 2004 ten sonra 25 üyeli AB'nin istihdamında tarımın payı %6, GSMH'daki payı ise %1.8'dir. İlk bakışta AB için tarımın öneminin giderek azaldığı izlenimi oluşsa da 2004 yılı itibariyle 103 milyar Euroluk AB bütçesinin 43 milyar (yaklaşık % 42'si) Euro'su tarıma ayrılmaktadır. AB mevzuatının yine yarısını tarım oluşturmaktadır. AB'nin OTP uygulamaları tek Pazar, topluluk tercihi, mali dayanışmalar ile dinamik bir yapı kazandı. Üretim arttıkça AB arz fazlası vermeye başladı. 1999 ve 2003 yıllarında açıklanan önlemler ile AB tarımsal destek kompozisyonunu üretimden bağımsız alanlara yöneltmekte, kırsal kalkınma ve çevre politikalarını ön plana çıkartmaktadır. OTP Türkiye ye aynen uygulandığında yıllık olarak DGD için 8, Pazar ödemeleri, için 1, kırsal kalkınma önlemleri için 2.3 milyar Euro olmak üzere toplam 11.3 milyar Euro’ya ihtiyaç vardır. Türkiye tarıma ancak 3 katrilyon (yaklaşık 1.7 milyar Euro) aktarabiliyor. Ülkemiz için tarımın genel bütçe içerisindeki payı, %1 in altındadır.

      Bu gün AB yeni ve etkili bir çiftlik politikasını gündeme getirmektedir. Bu kapsamda DGD bundan böyle üretimle bağlantılı olmayacaktır.

         OTP 2003 reformunun temel özellikleri incelendiğinde tek ödeme planı çerçevesinde:
       Tek ödeme planı DGD’nin yerini alacak, bundan böyle ödemeler üreticinin ne ürettiği ile bağlantılı olmayacaktır.
       OTP gereği doğrudan ödemelerden yararlanmak isteyenler, topraklarında İyi Tarım Uygulamaları yapmak, çevresel değerlere sayı göstermek durumunda kalacaklardır. Bu koşullara uymak istemeyen üreticiler çapraz uyum ile daha az destek alacaklar, ancak 2007 itibariyle onlarda bu plana uyacaklardır.

       Tek ödeme planı 10 Ocak 2005 'de yürürlüğe girecek ve üye devletler 2007 başında bu plana uyacaklardır.

       Bu planda güçlendirilmiş kırsal kalkınma politikaları ile gıda kalitesi önlemleri, tüketici bilgilendirme faaliyetlerini taahhüt eden ve kalite planları adı altında üretim yapan üretici gruplarına proje masraflarının % 70’ini geçmeyecek şekilde kurumsal destek sağlanacaktır.

       Üye ülkeler, üreticilerine çevre, kamu, hayvan ve bitki sağlığı, hayvan refahı ve meslek güvenliği ile ilgili konularda AB mevzuatında yer alan standartlara uymaları için destek alacaklardır.

       Çiftlik danışma hizmetleri kullanan üreticilere yardım etmeye yönelik destekler, birlik sübvansiyonları için de yer almaktadır.

       Genel İyi Hayvancılık Uygulamaları çerçevesinde en az 5 yıl çiftlik hayvanlarının refahını yükseltmeye yönelik taahhüt altına giren üreticiler desteklenmektedir.

       AB'nin ülkemiz için belirlediği 6 Ekim 2004 tarihli ilerleme raporunda, tarım sektörü ve kırsal alana yönelik eleştirilerinde, Meyve-Sebze, Fındık, Bakliyat ve Koyun eti gibi rekabet şansı olan ürünler dışında Türkiye nin işinin zor olduğu, rekabetçi bir yapı için daha fazla liberalizasyon gerektiği ifade edilmiştir. Türkiye tarımının OTP müktesebatına uyum çalışmalarında, sürecin çok dikkatli incelenmesi gerekir. AB 40 yılı aşkın bir süredir tarımını desteklemektedir. Tarımsal desteklemelerle kırsal alt yapı sorununu çözmüş, dünyanın en büyük tarımsal potansiyeline ulaşmıştır. Şimdi içsel ve dışsal gerekler nedeniyle fazla üretim kapasitesini geri çekmeye çalışmakta, organik tarıma yönelmekte, hatta 92 tonun üzerinde üretim yapan üreticilere, arazilerinin %10'unu boş bırakma zorunluluğu getirmektedir. Aslında AB doğrudan ödemeler sistemine 1992 de geçmiştir. Kuşkusuz bu durum AB'nin istihdamında %6 yer alan tarım kesimini, üreticisini ve üretim yapısını koruma adına ne kadar duyarlı olduğunu göstermektedir.

       AB Uyum Programı kapsamında tarımdaki öncelikler listesine bakıldığında, altı üst başlık düzenlenmiş olduğu görülmektedir. Konular kabaca değerlendirildiğinde dahi, tarıma genel bakışın, tarımsal işletme anlamlı çiftlikler bazında olduğu kolayca anlaşılabilmektedir. Öyle ki; işletmelerin tek merkezden veya konu bazlı merkezlerden şeffaf izlenimine olanak tanınmaktadır. Zaten AB, OTP gereğince bütün üye ülkelerde temelde aynı modelleri uygulamayı öngörmektedir. İleri Tarım uygulamaları da bu modelleri gerekli kılmaktadır.

       Gerek ülkemiz açısından, gerekse de AB uyum süreci açısından, tarımsal işletmecilik esaslı uygulamalara şiddetle ihtiyacımız olduğu kesindir. Tarımda stratejik öncelikler planlamasını, bundan böyle AB uyum programına göre düzenlemesi gereken ülkemizin, bu programda yer alan "Yatay Konulara İlişkin Düzenlemelere" uyum başlığındaki maddelerden biri olan, "Çiftlik Muhasebe Veri Ağının" oluşturulması için dahi, Tarımsal İşletmeler Modelimizin süratle yenilenmesi gerekir.

        Bu bağlam da, zaten kısıtlı kaynaklara sahip olan ülkemizde, kaynakların son derece verimli ve doğru projelerle değerlendirilmesi gerekmektedir. Tarımsal alt yapı sorunları giderilmeden, ileri tarım uygulamalarının hayata geçirilmesi mümkün değildir. Bu gerçekler doğrultusunda "Tarımla İlgili Yönlendirme Ve Garanti Fonu EAGGF" oluşturulmasını beklemeden, mevcut kaynakları akılcı kullanma zorunluluğumuz vardır.

       Bu noktadan hareketle; Birimimiz ülkemizde var olan ekonomik ölçeklerdeki işletmeler ile yapılacak aynı nitelikli işletmelerin teknik, hukuki, idari baz da desteklenmesini öne çıkarmayı uygun görmektedir. Tarımsal işletmelerin, ekonomiklik temelinde oluşturulmasının ilk koşulu olarak; bilgi, emek ve sermaye yoğun yatımlara ve yatırımcılara ihtiyaç vardır. Bu tür yatırımların, önceden planlı yatırımlar olabilmesi için, planlama ve projelendirmenin, fikir safhasından uygulama safhasına kadar düzenlenmiş olması gerekir.

         Tarımsal işletme projelerinin hazırlanması, etüt ve fizibilitelerinin yapılması; proje uygulama ve tarımsal danışmanlık gibi, Ziraat Mühendislerinin kendi nam ve hesaplarına yapacakları işlerin hukuki, teknik ve idari prosedürü aşağıda irdelenmiştir.


            Ülkemizdeki Mimar ve Mühendislerin çalışma alanlarındaki yasal şartları, 6235 (7303) sayılı "TMMOB Kanunu" belirlemiştir. Adı geçen kanunun "umumi hükümler" bölümünün 33.maddesi; "Türkiye'de mühendislik ve mimarlık meslekleri mensupları, mes¬leklerinin icrasını iktiza ettiren işlerle meşgul olabilmeleri ve meslekî tedrisat ya¬pabilmeleri için ihtisasına uygun bir odaya kaydolmak ve azalık vasfını muhafaza etmek mecburiyetindedirler. (Ek fıkralar : K.H.K. 66 .19.4.1983) Kamu Kurumu ve Kuruluşları ile iktisadî Devlet Teşekkülleri ve Kamu iktisa¬dî Kuruluşlarında asli ve sürekli olarak çalışan mühendislik ve mimarlık meslek¬leri mensuplarının "meslek ve ihtisaslarıyla ilgili odaya girmeleri isteklerine bağlıdır. Ancak bunlar, görevlerinin gereği olan işleri yaparken, mesleki bakımdan, Odaya kayıtlı meslektaşlarının yetkileriyle haklarına sahip ve onların ödevleriyle yükümlüdürler. Bu konuda Türk, Silâhlı Kuvvetleri mensupları ile ilgili hükümler saklıdır." demektedir.

       Anlaşılacağı üzere, madde mimar ve mühendislerin unvan formasyonları gereği serbest çalışabilmeleri için TMMOB'ne üye olma koşulunu getirmektedir. Serbest meslek mensuplarının ticari, mali ve diğer mevzuattan kaynaklanan sorumluluk ve ödevlerinin saklı kalması kaydı tabiidir.Bu kapsamda çalışanların vergi kayıplarının önlenmesi için, düzenlenen fatura ve belgelerin; Maliye Bakanlığına, (Vergi Usul Kanunu uygulamalarına ait 194 ve değişik 236 nolu genel tebliğlere göre) "mühendis ve mimarlar tarafından düzenlenen plan, proje, resim ve hesapları tasdik eden valilik, belediye ve Türkiye elektrik kurumu gibi kurum ve kuruluşlarca devamlı bilgi verme zorunluluğu” getirilmiştir. Bunun nasıl yapılacağına dair ise, düzenlenecek formlar tebliğ eklerin de verilmiştir. Bilgilerin aylık olarak düzenli gönderilmesi istenmiştir. Uygulamada dikkat edilmeyen bu konu ile, hem kazanca tabi iratların hem de nihayetinde kazançların vergiden kaçırılması söz konusu olmaktadır. Özellikle Bankaların, Belediyelerin ve diğer kuruluşların "proje veya fizibilite yapımlarında teknik, idari ve mali denetimleri dışlayarak kendilerince verilecek kredi veya vergi indirimlerini önemsemesi açıklanan kanun ve tebliğlere açıkça aykırıdır ve suç unsuru taşımaktadır.

       Diğer taraftan aynı maddeye ( 6235 (7303) sayılı TMMOB Kanunu) 19.4.1983 tarihli KHK ile eklenen fıkraya göre, Kamu çalışanı mimar ve mühendislerin odaya üye olmaları, isteklerine bırakılmıştır. Ancak, bunlar "görevlerinin gereği olan işleri yaparken, mesleki bakımdan, Odaya kayıtlı meslektaşlarının yetkileriyle haklarına sahip ve onların ödevleriyle yükümlüdürler." denmiştir. Burada kamu çalışanı MM'lere, görevleri gereği yapacakları işlerde, ayrıcalık getirilmiş olmakla beraber, odaya kayıtlı meslektaşlarının ödevleriyle yükümlü tutulmuşlardır. Açıkça anlaşılacağı gibi, kamu çalışmalarında sadece kamudaki görevler, odaların denetimi dışında bırakılmıştır. Buradaki görev tanımı ise "kadro görevi"; yani .... mimar, .... mühendis olarak algılanmalıdır. İş ve işlemlerin sorumluluğu tamamen kamu hiyerarşisine ve kamu hizmetleri kavramına tabidir. Devamla, şart koşulan odaya kayıtlı meslektaşlarının hak ve ödevleriyle yükümlülük kapsamı ise, MM'lerin unvanlarını kullanmalarıyla ilgilidir. Konu, 33.maddenin 1. paragrafı ile birlikte değerlendirildiğinde; en az lisans düzeyli unvanlarını kullandıklarında, sorumluluk hukuksal açıdan kişiselleşeceğinden, oda üyeleriyle aynı şartların taşınması gerekmektedir. Bu nedenledir ki; Bilirkişilik, Experlik, Hakemlik, mesleki danışmanlık gibi hususlar uygulamada kamu görevlileri için de oda denetimini öngörmektedir. Aynı şekilde kamu çalışanı MM ler görevleri gereği dahi olsa mesleğinin insiyatif kurallarını ihlal edemezler.

       Aynı yasanın 26. maddesi “- Odalara kayıtlı meslek mensuplarından bu kanuna aykırı hare-ketleri görülenlerle meslekle alâkalı işlerde gerek kasten ve gerekse ihmal göstermek suretiyle zarara sebebiyet veren veya akdettiği mukavelelere riayet etmeyen veyahut meslek şeref ve haysiyetini muhil durumları tespit olunanlara kayıtlı bulundukları oda haysiyet divanınca aşağıda yazılı inzibatî cezalar, verilir :

       a)
Yazılı İhtar;
      b) (25)liradan (100) liraya kadar para cezası;
      c) (100)liradan (1.000) liraya kadar para cezası;
       d) 15 günden 6 aya kadar serbest sanat icrasından meni;
     e) Oda dan İhraç,

      Bu cezaların verilmesinde sıra gözetilmez. Ancak sebep teşkil eden hadisenin mahiyet ve neticelerine göre bu cezalardan biri tatbik olunur” şeklinde düzenlemiş ve odaların denetimlerine esas olacak mesleki disiplin kurallarını belirlemiştir.

       37.ve 38.madde ise" Madde 37 - Yüksek mühendis, yüksek mimar, mühendis ve mimarlar kanunen kendilerine verilmiş olan unvandan başka herhangi bir unvan kullanamazlar. Madde 38 -Bu kanunun 33 ve 34 üncü maddelerinde yazılı vecibeleri yerine getirmeyen yüksek mühendis, yüksek mimar, mühendis ve mimarlar Türkiye de mesleki faaliyetten men edilirler. "demektedir.

       Buraya kadar irdelenen hususlar tüm mimar mühendisler ve TMMOB'ne tabi meslek disiplinleri için geçerlidir. Özetle denilebilir ki; Türkiye de TMMOB disiplini altındaki meslek mensupları, unvanları gereği kendi nam ve hesaplarına yapacakları faaliyetleri yetkili olarak, teknik-idari-mali denetimli yapabilmeleri için odalarına üye ve serbest çalışma niteliği kazanmış olmaları gerekir.

       Konu Ziraat Mühendisliği ve Tarımla ilgili Mühendislik işleri açısından ele alınırsa; 06.05.1960 tarih ve 7472 sayılı Ziraat Yüksek Mühendisleri Kanuna (YÖK yasası çerçevesinde kanun Ziraat Mühendislerini de kapsar durumdadır.) ve 24.01.1992 tarih ve 21121 Sayılı Resmi Gazete de yayınlanan Ziraat Mühendislerinin Görev ve Yetkilerine dair Tüzüğün incelenmesi gerekir.

       7472 Sayılı Kanunun 2,3,5. maddeleri;
       Madde 2 - Ziraat yüksek mühendisleri mesleki iştigal veya ihtisas sahaları dahilinde olmak üzere araştırma, ıslah, yetiştirme, toprak muhafaza,zirai mücadele, ziraat alet ve makineleri, bahçe mimarisi, toprak tasnifi,toprak,su,gıda, yem, kimyevi gübre, nebat tahlilleri, teknoloji, zootekni, zirai ekonomi gibi bilumum zirai hizmet ve faaliyetlerde bulunmaya, lisans aldıkları veya ihtisas yaptıkları sahalara ait keşif, plan ve projeleri hazırlamaya ve tatbik etmeye, bütün bu sahalarda gerekli kontrol, muayene, ekspertiz, ehlivukuf işlerini görmeye, raporlar tanzim etmeye, zirai danışma büroları ve laboratuvarları açmaya, hususi müessese ve işletmeler kurmaya ve idare etmeye veya bunların mesul müdürlüğünü ifaya salahiyetlidirler.

       Madde 3 - Umumi, mülhak ve hususi bütçeli idarelerle, belediyeler ve bunlara bağlı idare, müessese ve teşekküllerde ve iktisadi devlet teşekküllerinde ve sermayesinin yarısından fazlası devlete ait olan müesseselerde ve bu müesseselerin ve teşekküllerin iştiraklerinde vazife gören ziraat yüksek mühendisleri mesai saatleri haricinde tasdik ve murakabe ve muamelesi kendisine veya mensup olduğu daireye ait olmamak üzere iştigal ve ihtisasları ile alakalı her türlü faaliyetlerde bulunabilirler.

       Madde 5 - Aşağıda yazılı haller; Ziraat yüksek mühendisliği meslekinin icrasına, cezanın veya mahkumiyetin mahiyetine göre muvakkat veya daimi surette mani teşkil eyler:

         a)
Medeni haklarını kullanma ehliyetinden mahrum bulunmak,
         b) Amme hizmetlerinden memnuniyet veya meslek ve sanatın tatili cezasına mahküm olmak
       Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği hakkındaki 6235 sayılı kanun hükümleri dairesinde sanat
            icrasından men cezası almak hükümlerini taşımaktadır.

       Kanunun 2. maddesi Ziraat Mühendislerinin yetki ve sorumluluklarını tarif etmiş, 3.madde ise kamu adına çalışanlara; işlem, değerlendirme-kontrol ve onay yetkisi mensup olduğu kuruma ait olmadığı müddetçe, 2. madde de sayılı konularla ilgili, mesai saatleri dışında (kendi nam ve hesaplarına), her türlü faaliyette bulunabileceklerini belirtmektedir. Tarım ve Köy işleri Bakanlığı, kanunda geçen “daire” kavramını, Bakanlığın tüm birimleri olarak yorumlamıştır. 5.Madde ise, mesleki disiplin ve cezai ehliyetin TMMOB Kanunu çevresinde olduğunun teyidi ile; Ziraat Mühendislerinin hangi koşullarda mesleklerini icra edemeyeceklerini bildirmektedir.

       Bu üç maddede vurgulanan; Ziraat Mühendislerinin gerek serbest gerekse de kamu da çalışırken serbest çalışma koşularının neler olduğudur. Kişi, kurum ve tüzel kişiliklerin gelire esas (ücret gelirleri ve ticari gelirler) işlemleri nasıl yapacağına dair diğer yasal zorunluluklar, işin niteliğine göre birçok mevzuatla belirlenmiştir. Kamu hukukunda ve kamu maliyesinde temel öğe yasa ve mevzuatlarca tarif edilmiş, belirli koşulları taşıyarak yapılan vergilendirilmiş haklı kazanç elde edilmesidir. Kısacası, 7472 sayılı kanunun 2. ve 3. maddelerinde verilen yetkilerin kamu hukuku ve kamu maliyesi esaslarına göre kullanılması yani kazançların vergilendirilebilir resmi nitelikli olması gerekir.
       24.01.1992 Tarih ve 21121 sayılı resmi gazetede yayınlanan Ziraat Mühendislerinin Görev Yetkilerine ilişkin Tüzük ise 7472 Sayılı Kanunda sayılan yetki ve sorumluluklara Kanunun 6.maddesi gereğince açıklıklar getirmiştir.

       Tüzüğün İkinci Bölüm Genel Çalışma Alanları, Görev ve Yetkiler başlığı altında sayılan “Tarım İşletmelerinin Planlanması ve Projelendirilmesi : Madde 8 - Ziraat mühendisleri, bitkisel veya hayvansal üretim yapan, tarım işletmelerinin, üretim, hasat, sınıflandırma, ambalajlama, muhafaza, depolama, değerlendirme ve pazarlama faaliyetleriyle ilgili etüt, planlama ve projelendirme işleriyle bunların uygulama ve kontrol işlerini yapmaya yetkilidirler.” hükmünü getirmektedir. Bu hüküm projelerin tamamını kapsar niteliktedir. Projenin inşaat, çizim, tesisat, mekanizasyon gibi kısımlarını ayrı ayrı tanımlamadığı gibi yetki ve sorumluluğu kapsamında tutmayı amaçlamıştır.

       SONUÇ VE DEĞERLENDİRME : Ülkemizde, günümüz mevzuatında var olan ve gelecekte tüm meslek veya kazanç edinilen işlere de uygulanması zorunlu olacak olan; mesleki eğitim, kariyer, mesleki disiplin ve bunlara ait örgütlere mensup olunması koşulunun, nitelikli tarımsal uygulamalar için de geçerli olduğu muhakkaktır. Tarımsal plan, proje, inşaat, fizibilite gibi fenni mesuliyetli işlerde, belirtilen yasal zorunlulukların uygulanmaması, anlaşılır değildir. İlgili odanın izni ve kurs bitirme belgesi olmaksızın, berber, bakkal, şoför, tesisatçı vs. gibi faaliyetlerin yapılamadığı bir kamu düzeninde, hiçbir şartsız ve açıklanan koşullar aranmaksızın, tarımsal proje, fizibilite ve benzeri işlerin belge olarak kabul edilmesinin tutarlı bir tarafı yoktur. Kaldı ki; aynı mesleki disiplin (TMMOB) içerisinde yer alan ve aynı hükümlere tabi olan İnşaat Mühendisliği, Makine Mühendisliği, Mimar, Şehir Plancısı, Maden Mühendisliği ile ilgili uygulamalar, uzun yıllardır yukarıda açıklanan dayanaklara göre yürütülmektedir. Büyüklüğü, niteliği, kapasitesi, şekil ve biçimi her ne olursa olsun, kişilerin kendi nam ve hesaplarına yaptıkları ve/veya yapmaları gereken tarımsal plan, proje, inşaat, fizibilite gibi fenni mesuliyetli işlerin, mevzuatına ve usulüne göre yapılmaması birçok yönden suç teşkil etmektedir. Ayrıca iş veya işlemi yapan ve yaptıran konumundaki bütün muhatapların, sahipsiz ve dayanaksız olması sonucunu doğurmaktadır. Bu durum, devasa adımlar atması gereken tarımımızın; yatırımlara, teknik ve teknolojik gelişmelere kapalı kalmasına yol açmaktadır. Bu nedenlerden dolayı, kamu adına yapılan kamu görevi nitelikli tarımsal işlerin dışındaki, bahse konu işlerin, serbest çalışma hakkı edinmiş, Ziraat Mühendisleri tarafından yapılması yasal, teknik ve idari açıdan daha doğru ve gereklidir.

                                                                                                                                                    ERGİN KAHVECİ
                                                                                                                                               ZİRAAT MÜHENDİSİ
                                                                                                                                  LİVANE TARIMSAL MÜHENDİSLİK

    
 "ÜLKEMİZ TARIMININ YAPISI VE NİTELİKLİ TARIMSAL İŞLERDEKİ MÜHENDİSLİK UYGULAMALARI" BELGESİNİ PDF DOSYASI OLARAK İNDİRMEK İÇİN SOLDAKİ BUTONA, MS WORD DOSYASI OLARAK İNDİRMEK İÇİN SAĞDAKİ BUTONA  BASINIZ................

 
Nitelikli Tarımsal Projelerde Mevzuat(Adobe pdf Dosyası)
pdf dosyası (Adobe Akrobat)
Nitelikli Tarımsal Projelerde Mevzuat(Word Dosyası)
doc dosyası (MS Word)
 
   
 
 
  ©2011 Livane Tarım Web Master. Tüm Hakları Saklıdır.
Tel: 0 (312) 285 25 85 Cep: 0532 427 03 66